Salı

TÜKENMİŞLİK SENDROMU

Toplumumuzun büyük bir kısmı ‘tükenmişlik sendromu’nu ilk kez Meryem Üzerli adlı dizi oyuncunun -tam gözde olduğu zaman-  ortadan kaybolmasından sonra duydu.
Peki,  bu tükenmişlik nasıl bir şeydir ki, yakalanan kişiler her şeyi elinin tersi ile itip yoluna devam edebiliyorlar?
Tükenmişlik, sürekli güçlü strese maruz kalmaktan kaynaklanan düşük öz saygı veya öz yeterlilik duyguları ile birleşen duygusal, fiziksel ve zihinsel tükenmişliktir.
Tükenmişlikle ilgili olarak yapılan araştırmalarda, kişiler arası ilişkilerin, fazla iş yükünün ve kişinin stresle başa çıkmadaki başarısının tükenmişlikle ilgili olduğu görülmektedir.
Tükenmişlik toplumsal yaşantının bir ürünü, yaşama anlam kazandırma çabasının bir sonucudur.
Tükenmişlik içindeki bir insan, yaşamın anlamını yitirdiğini ve tüm isteklerinin kaybolduğunu düşürür.
Tükenme yavaş ve sinsice başlar. Ortaya çıkışı ani olabilir fakat tükenme uzun vadede gelişen bir tutumdur. Kişi çok uzun süre boyunca ideale ulaşmak için kendini zorlamış, rahatladığı bir sırada hiçbir uyarı bulunmadan ani bir belirti, ona tükendiğini gösterir.
Kendinizle yaptığınız olumsuz konuşmalar sizi mutsuzluğa ve kaygıya götürür. Enerjinizi tüketir, hevesinizi öldürür, canlılığınızı soldurur, içsel gücünüzü kuvvetten düşürür. Böyle bir şey olduğunda hayatın akışıyla uyumunuz bozulur. Ve tükenmişlik duygusuna davet çıkarmış oluruz.
Tükenmişlik sendromu fiziksel, duygusal ve zihinsel bulgu ve belirtiler içermektedir.
Fiziksel tükenmişliğe maruz kalan kişilerin enerjisi düşüktür ve zamanlarının büyük bir bölümünde kendilerini yorgun hissederler. Buna ilave olarak sık baş ağrısı, mide bulantısı, uyku bozukluğu ve yeme alışkanlığında değişiklik gibi pek çok sorunlar ortaya çıkar.
Duygusal tükenmişlik ise tükenmişliğin ikinci ayağını oluşturmaktadır. Bu durumdaki kişilerde depresif duygulanma, güvensiz hissetme, ümitsizlik, kızgınlık, sabırsızlık, huzursuzluk gibi negatif duygulanımlarda artış, nezaket, saygı ve arkadaşlık gibi pozitif duygulanımlarda azalma görülmektedir.

Üçüncüsü ise zihinsel tükenmişlik durumudur ki, bu durumdaki kişiler genellikle diğer kişiler hakkında negatif davranışlar sergileme ile başlar ve onlara karşı olumsuz tutum içerisine girerler. Bu dönem duyarsızlaşma dönemidir. Zihinsel tükenmişlik yaşayan kişiler kendileri dışındaki her şeyi küçük görebilirler.
Tükenmişlik sendromuna maruz kalan kişiler, geçmişte pek çok şey başaramamıştır ve bu bakış açısıyla gelecekte de başarılı olamayacaklarını varsayan insanlar topluluğu olduğu araştırmalar ortaya koymaktadır.
Duyarsızlaşma, karşılıklı etkileşim içinde çalıştığı kişilere karşı olduğu gibi, arkadaşlarına karşı da negatif tutumlar gelişmektedir.
Bu durumdaki kişiler yardıma ihtiyaç duyabilir, nazik olmayı reddedebilir, arkadaşları kötüleyebilir ve hatta küçümseyebilirler.
Kişisel başarı duygusunda azalma ise kişinin işteki performansını zayıf olarak görmesini de kapsamına alacak şekilde kendisini negatif bir şekilde değerlendirme eğilimi ile ortaya çıkmaktadır.
Kişinin kendisini yetersiz ve başarısız hissetmesi duygusu, öz saygısını kaybetmesine ve depresyona neden olmaktadır.
Duygusal tükenmişlik, engellenme duygusu, öfke, verimsizlik ve beceriksizlik duygularından oluşmaktadır.
Tükenmişlik seviyesine gelmiş olan bireyin en önemli ihtiyacı güç ve inançtır. Bu aşamadan çıkış için bakış açılarının, düşünce sisteminin, değerler sıralamasının değiştirilmesi ve geliştirilmesi gerekir.
Stresi kontrol etmeyi bilmeliyiz. Stresi kontrol edersek temsil oluruz, aksi takdirde teslim oluruz. Çünkü herkesin bir stres eşiği vardır ve bu eşiği aşmamak gerekir.
Düzenli bir hayat tarzı, sağlıklı beslenmek ve ideal kiloyu korumak uygulanması gereken temel kurallardır.
Ve unutmayalım ki; tükenmişlik sendromundan kurtulmayı sağlayan etmenler aynı zamanda bu bozukluğa sebep olan nedenlerdir.

Son söz; kaldıramayacağımız yükün altına girmeyelim ve başkalarına da yüklemeyelim! 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder