Toplumumuzun büyük bir kısmı
‘tükenmişlik sendromu’nu ilk kez Meryem Üzerli adlı dizi oyuncunun -tam gözde
olduğu zaman- ortadan kaybolmasından
sonra duydu.
Peki,
bu tükenmişlik nasıl bir şeydir ki, yakalanan kişiler her şeyi elinin
tersi ile itip yoluna devam edebiliyorlar?
Tükenmişlik, sürekli güçlü strese
maruz kalmaktan kaynaklanan düşük öz saygı veya öz yeterlilik duyguları ile
birleşen duygusal, fiziksel ve zihinsel tükenmişliktir.
Tükenmişlikle ilgili olarak yapılan
araştırmalarda, kişiler arası ilişkilerin, fazla iş yükünün ve kişinin stresle
başa çıkmadaki başarısının tükenmişlikle ilgili olduğu görülmektedir.
Tükenmişlik toplumsal yaşantının bir
ürünü, yaşama anlam kazandırma çabasının bir sonucudur.
Tükenmişlik içindeki bir insan,
yaşamın anlamını yitirdiğini ve tüm isteklerinin kaybolduğunu düşürür.
Tükenme yavaş ve sinsice başlar.
Ortaya çıkışı ani olabilir fakat tükenme uzun vadede gelişen bir tutumdur. Kişi
çok uzun süre boyunca ideale ulaşmak için kendini zorlamış, rahatladığı bir
sırada hiçbir uyarı bulunmadan ani bir belirti, ona tükendiğini gösterir.
Kendinizle yaptığınız olumsuz
konuşmalar sizi mutsuzluğa ve kaygıya götürür. Enerjinizi tüketir, hevesinizi
öldürür, canlılığınızı soldurur, içsel gücünüzü kuvvetten düşürür. Böyle bir
şey olduğunda hayatın akışıyla uyumunuz bozulur. Ve tükenmişlik duygusuna davet
çıkarmış oluruz.
Tükenmişlik sendromu fiziksel,
duygusal ve zihinsel bulgu ve belirtiler içermektedir.
Fiziksel tükenmişliğe maruz kalan
kişilerin enerjisi düşüktür ve zamanlarının büyük bir bölümünde kendilerini
yorgun hissederler. Buna ilave olarak sık baş ağrısı, mide bulantısı, uyku
bozukluğu ve yeme alışkanlığında değişiklik gibi pek çok sorunlar ortaya çıkar.
Duygusal tükenmişlik ise tükenmişliğin
ikinci ayağını oluşturmaktadır. Bu durumdaki kişilerde depresif duygulanma,
güvensiz hissetme, ümitsizlik, kızgınlık, sabırsızlık, huzursuzluk gibi negatif
duygulanımlarda artış, nezaket, saygı ve arkadaşlık gibi pozitif
duygulanımlarda azalma görülmektedir.
Üçüncüsü ise zihinsel tükenmişlik
durumudur ki, bu durumdaki kişiler genellikle diğer kişiler hakkında negatif
davranışlar sergileme ile başlar ve onlara karşı olumsuz tutum içerisine
girerler. Bu dönem duyarsızlaşma dönemidir. Zihinsel tükenmişlik yaşayan kişiler
kendileri dışındaki her şeyi küçük görebilirler.
Tükenmişlik sendromuna maruz kalan
kişiler, geçmişte pek çok şey başaramamıştır ve bu bakış açısıyla gelecekte de
başarılı olamayacaklarını varsayan insanlar topluluğu olduğu araştırmalar
ortaya koymaktadır.
Duyarsızlaşma, karşılıklı etkileşim
içinde çalıştığı kişilere karşı olduğu gibi, arkadaşlarına karşı da negatif
tutumlar gelişmektedir.
Bu durumdaki kişiler yardıma ihtiyaç
duyabilir, nazik olmayı reddedebilir, arkadaşları kötüleyebilir ve hatta
küçümseyebilirler.
Kişisel başarı duygusunda azalma ise
kişinin işteki performansını zayıf olarak görmesini de kapsamına alacak şekilde
kendisini negatif bir şekilde değerlendirme eğilimi ile ortaya çıkmaktadır.
Kişinin kendisini yetersiz ve
başarısız hissetmesi duygusu, öz saygısını kaybetmesine ve depresyona neden
olmaktadır.
Duygusal tükenmişlik, engellenme
duygusu, öfke, verimsizlik ve beceriksizlik duygularından oluşmaktadır.
Tükenmişlik seviyesine gelmiş olan
bireyin en önemli ihtiyacı güç ve inançtır. Bu aşamadan çıkış için bakış
açılarının, düşünce sisteminin, değerler sıralamasının değiştirilmesi ve
geliştirilmesi gerekir.
Stresi kontrol etmeyi bilmeliyiz. Stresi
kontrol edersek temsil oluruz, aksi takdirde teslim oluruz. Çünkü herkesin bir
stres eşiği vardır ve bu eşiği aşmamak gerekir.
Düzenli bir hayat tarzı, sağlıklı beslenmek
ve ideal kiloyu korumak uygulanması gereken temel kurallardır.
Ve unutmayalım ki;
tükenmişlik sendromundan kurtulmayı sağlayan etmenler aynı zamanda bu bozukluğa
sebep olan nedenlerdir.
Son söz;
kaldıramayacağımız yükün altına girmeyelim ve başkalarına da yüklemeyelim!

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder