Salı

CEMİLE ANA’YA…

Cemile Ana, ‘seferberlik’ çocuğu…
Takvim doksanlı yılları, tarih de Cemile Ana’nın yaşını gösteriyordu; doksan!
Neler gördü, neler yaşadı, kim bilir? Yaşadıklarının şahidi galiba yüzündeki keskin çizgiler…
Bazen kendi acısının derinliklerinde ağladı.
Bazen ışıksız kuytuluklarda saklandı.
Yaralı bir ceylan gibi inlenir dururdu..
Ama hep vakurla kendi acısını yatıştırmaya çalıştırdı.
Keder denizinin en diplerine çekilip saklansa da çoğu zaman,
Sıkılan her kurşun, gelip onun böğrüne saplandırdı.
Cemile Ana, yaralı ana…
Ve bir gün…
O kara gün… Kapkara bulutların başının tepesinde kümelendiği gün…
Askerlerin baskısı ile oturdukları köy boşaltıldı…
Emir kesin, kurşun namluda ve el tetikte…
Olanlar bir anda oldu.
Son Fatihalar okundu ve mezarlıklar geride kaldı…
Son kez başları okşandı kedilerin, kediler geride kaldı…
Tüm acı ve tatlı anılar geride kaldı…
Yaylalar, mezralar ve tarlalar geride kaldı…
Bir yaralı, bir çilekeş, bir koca çınar…
Bir anne, bir kaynana, bir anneanne, bir babaanne..
Bir bilge, bir canlı tarih ve bir insan geride kaldı…
Cemile Ana tek başına köyde kaldı!
Tankların delmediği dağları, ağıtlar deldi…
Ağıtlar da geri kaldı…
Gözyaşlarıyla suladılar ayak bastıkları toprağı..
Bütün birikimlerini ya bir ata ya da bir eşeğe yüklediler…
Göç kervanı hazin hazin ilerledi, köy geride kaldı…
Bu kervan, Mekke’den Habeşistan’a göçü andırıyordu…
Bu kervan, Mekke’den Medine’ye göçü hatırlatıyordu…
Cemile Ana acılar içinde yapayalnız geri de kaldı!
Vakit, ayrılık vakti…
Buluşma ahirete kaldı…


***
Ah Cemile Ana ah, sen gideli çeyrek asır oldu ama değişen hiçbir şey olmadı…
Askerlerin yerini şimdi polisler aldı.
Sadece ekoloji denge bozulmadı. İnsanlar bozuldu ve insanlık lekelendi.
Her gün bombalar patlıyor şehirlerin orta yerinde.
Oysa uçuşan bulutlar olmalıydı masmavi göklerde, insan uzuvları değil…
Nereden bilebilirdik Cemile Ana, şairin dediğini bugün yaşayacağımızı?
“Haritanın en beyaz noktasına kan düştü
Kırıldı adaletin kılıcı; kalkan düştü
Mahkûmlar yargılıyor; hâkimler mahkûm şimdi
Hakların temeline sanki bir volkan düştü”
***
Cemile Ana, hiç görmediğin ama her cümlede bulduğun ve duyduğunda da uykunu harap eden “beyaz Toros”lar hala sokaklarda…
Hala korku salıyor etrafa…
Evet, hala faili meçhul(!) cinayetler işleniyor insafsızca…
Acılar kıyaslanıyor, acılar yarıştırılıyor amansızca…
İnsanlar koltuklara köle oldu pervasızca…
Hak, adalet ve hukuk hatta insanlık toprağa gömüldü, “hak, adalet, hukuk ve insanlık” diyenlerce…
Yalancılara, iftiracılara, sahtekârlıklara, hırsızlara, dolandırıcılara ve münafıklıklara gün doğdu…
Zalim hep zalim…
Gaddarsa daha gaddar!
Haksızlığa karşı susmak, kahramanlık(!) heyhat!
Tetikçilik zirvede, insanlıksa dipte…
***
Cemile Ana,
Bana dokunmayan yılan bin yaşasın, sorumsuzluğu revaçta…
Devlettir ne yapsa yeridir” düsturu hala hâkim…
Adalet süresiz tatilde..
Hakikate yalan elbisesi giydirildi…
Bir olan bütün, durmadan parçalara bölünüyor, marifetmiş gibi…
Ağlayan analar/eşler ve yetim kalan çocuklar hala çok!
Burası Anadolu.. mekânın cennet olsun senin…

Ve Cemile Ana, unutmadık, unutmayacağız; Allah var gam yok!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder