Yeryüzü zemininde gözünü ilk açtığın andan itibaren bir adam görürsün.
Koskocaman bir adam…
Fedakârlığın, cefakârlığın, diğergâmlığın, sorumluluk bilincinin ve
disiplinli olmanın adıdır, o adam.
Bir olan varlığının, bir diğer yarısıdır o.
Bütün ilklerini yaşayacağın an hep karşındadır o, yanındadır, seninle
omuz omuzadır.
İlk adımlarında…
Ona ilk “Baba” deyişinden...
Okulun ilk gününde...
Askerliğinde, evliğinde..
Sevincinde ve acında hep o vardır yanı başında.
Çünkü yıkılmaz kale, güven temsili babadır o…
Senin hayatının ta merkezindedir.
Sorgusuz sualsiz seni koşulsuzca seven tek adamdır o.
“Baba” diyebilmek ne kadar güzelse, baba olmak/ olabilmek de o kadar
güzeldir.
Ve dünya en zor mesleğidir “baba” olmak…
Evet, en zor mesleği en iyi ifa eden babama şükran borçluyum…
***
Baba, insanın en başta hürmet edeceği kudsî iki varlıktan biri..
İnsan, daha küçük bir canlı hâlinde var olmaya başladığı günden
itibaren, hep, onun omuzlarında ve ona yük olarak gelişir.
Onun içindir ki babaya hürmet ve saygı, hem bir insanlık borcu, hem de
bir vazifedir.
“Baba” kavramı ve düşüncesi öyle basitçe “es” geçilecek bir durum
değildir. Çünkü bu kavram ve düşüncenin yolu bir kahraman ve bir efsane ile
devam ediyor.
Baba, güvenilen en sağlam kalededir.
Anne, baş tacı ise baba da gönül yoldaşıdır.
Anne, duygu dünyası ise baba mantıktır.
Hele hele kız çocukları için baba bambaşkadır. Çünkü o baba, bir kızın
sevdiği ilk adamdır. “Erkek” dünyasına açılan pencerenin ilk temsilcidir.
***
Güven duygusu ancak ve ancak “baba” ile anlam kazanıyor.
Bu güven duygusu ve heyecanı ta ceninin anne rahmine düşmesiyle
başlıyor.
Doğumla heyecan zirveye çıkıyor.
Dünyaya “Merhaba” deyişimizle birlikte büyük sorumluluklar yüklenir ve
bu durumdan asla şikayet etmez.
Baba, güven kalesinin yanında bir de fedakarlıklarıyla zirvelerin
zirvesindedir.
Ve babalarımızın tek isteği sadece mutluluğumuzdur, gülüşümüzdür ve
hayata karşı kazandığımız zaferlerimizdir.
***
Nedendir bilinmez ama babam, her daim en uzağa bakar. Bu durumu sekiz yıl
evvel baba olunca fark ettim.
Dalar gider çoğu zaman... “Babacığım neyi düşünüyorsun?” dediğimde
ise hep susmuştur. Bugüne hiç cevap vermedi.
Ya tahmin etmemi bekliyor ya da zamanla onu anlamamı.
O koskoca çınar, tüm ihtişamıyla karşımda şimdi.
Sahi, babamın sorumluluğu karşısında nasıl kalka bilirim, bu mümkün
mü?
Kaç ayrı çocuk, o kadar sayıda omuzlara biriken yük. Torunlar da
eklenince yük ağırlaştıkça ağırlaşıyor babamın.
Bu ağırlık sayesinde bazen neşelendiği olur bazen de hüzünlendiği…
Yarım asırdan beridir beraber ömür tükettiği hayat arkadaşını kayıp
etmesine rağmen..
Yaşadığı tüm sağlık sorunlarına rağmen…
Neşesini bozan her şeye rağmen…
Her zaman bizi saran sevgisi, bizi koruyan merhameti ve bizi kollayan şefaati vardır.
Tüm hata ve eksiklerimize rağmen her gün yenilenen güveni içimize
dolar.
Tebessüm eden yüzü güneş gibi doğar, kararmış gönüllerimize..
Bazen en iyi arkadaşımız olur, bazen hayat öğretmenimiz...
İlk tanıdığımız gibi güçlü, kararlı, halim bakışlı, koruyucu,
güvenilir…
***
Babam, tıpkı şairin dediği gibidir o…
“Baba!
Babam, ağabeyim, kardeşim, arkadaşım!
Ne zulüm, ne ölüm, ne korku başımı eğemez!
Yalnız senin elini öpmek için eğilir başım.
Babam, ağabeyim, kardeşim, arkadaşım...”
***
Rabbim seni başımızdan eksik etmesin ey Peygamber ahlaklı güzel insan!

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder